Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Komplo

10 tane "amerika" etiketli yazı bulundu "amerika" tagli diger ogeler resimler , videolar

Gülen Hareketi ve Yeni Soğuk Savaş


Geçtiğimiz günlerde Londra'da, Fethullah Gülen düşüncesi, çevresi, hareketi üzerine bir konferans yapılmış. Haber ve izlenimleri başta Zaman (ve tabii Today's Zaman) gazetesi olmak üzere, muhafazakâr yazarlardan okuyoruz. 'Gülen'den bahsedilmeden İslam dünyası araştırılması yapılamaz'mış, 'Huntington'ın çatışma gördüğü yerde Gülen barış imkânı arıyor'muş. 'Gülen ve barış inşasına yaptığı küresel katkı' ne kadar önemliymiş. Ne barışı, ne küresel katkısı? Hangi barış, ne katkısı? İslam coğrafyası işgal, savaş, savaş tehdidinden yıkılıyor.

Söz konusu konferansın yapıldığı İngiltere'de temel hak ve özgürlükler Müslümanlar söz konusu olduğunda askıya alınmış vaziyette. Tüm bunlardan bahsetmeden kimle ne diyaloğu kurulacak? Bu olsa olsa başını kumdan çıkarmayan devekuşu barışı, devekuşu diyaloğu olur.

İngiltere'nin yeni Başbakanı Gordon Brown, görevi devralır almaz, haziran ayında yaptığı bir konuşmada yeni Soğuk Savaş ilan etti. Soğuk Savaş döneminde kullanılan ideolojik mücadele, benzeri metotlara ihtiyaç duyulduğundan söz etti. Fethullah Gülen düşüncesi, hareketi denilen yapı, bu tür bir mücadele için bulunmaz araçlardan biri olabilir. Nitekim, Londra'daki konferansın yayımlanan bildirilerinde, Gülen'in barışçı mesajlarının 'öfkeli' Müslümanları yatıştıracağı yönünde görüşler dile getiriliyor.

Müslümanların yaşadığı coğrafya işgal edilecek, henüz işgal edilmeyenler tehdit edilecek, ama Müslümanlar öfkelenmeyecek, barış, diyalog söylemiyle uyutulacak öyle mi? Dahası, Batı dünyasının tehdit olarak gördüğü İslam kökenli şiddet, öfkeli Müslümanların silaha sarılmasıyla başlamadı. Afganistan'da Sovyet işgaline karşı, radikal İslam ideolojisinin ve cihat hareketinin ABD başta olmak üzere müttefikleri tarafından desteklenmesi, bakılıp büyütülmesiyle başladı. Artık, radikal İslam'a ve cihada gerek kalmadığı bir döneme girilmesi ve işlerin kontrolden çıkması ile sorun İslam'a veya Müslümanlara ilişkin bir sorunmuş gibi takdim edilmeye başlandı. Sanki mesele İslam'a ilişkin bir mesele imiş de, ılımlı, barışçı yorumlar öne çıkarsa sorun çözülecekmiş gibi davranmanın hiçbir anlamı yok.

Küresel çatışmanın diyalogla çözüleceğini iddia etmek için, peşinen sorunun İslam'ın iyi anlaşılmaması gibi bir nedenden kaynaklandığını düşünmek gerekiyor. Oysa, konu bu kadar basit değil. Dahası, sorunun kaynağı, sadece Müslümanlar falan değil. Batı dünyasının çıkarları peşinde, onlarla işbirliği yapan İslamcı hareketlerden şikâyet etmek için bile, hangi Batı politiklarının bu istikamette yapılar ürettiğini sorgulamak gerekiyor.

ABD önderliğindeki Batı ittifakı, Soğuk Savaş dönemi boyunca, Müslüman coğrafyada Sovyetler ve sol tehdide karşı İslami hareket ve çevreleri destekledi. Bu işbirliği Soğuk Savaş'ın son perdesinde, yani Sovyetler'in çözülüş sürecinde doruk noktasına çıktı. Bu noktada, Afganistan'daki Sovyet işgaline karşı radikal İslam, İran İslam Devrimi'ne karşı ılımlı İslam hareketini desteklemek gibi iki yönlü bir politika izlendi.

Fethullah Gülen hareketi, ılımlı İslam kanadının bir unsuru olarak desteklendi. Yoksa, dünyanın dört bir yanında okul açmak, faaliyet göstermek, kendi halinde bir sivil hareketin tek başına başaracağı şey mi? Şimdi, belli ki, bu hareket benzer bir rol üstlenme hevesinde. Bu hareket içinde yer alan insanların birçoğunun iyi niyetle barıştan, diyalogdan yana olduğuna hiç kuşkum yok.

Ancak genel tablo içinde ne rol oynadıklarını sorgulamalarını beklemek durumundayız. Yoksa, yeni Soğuk Savaş'ın bir uzantısı olmaya devam edecekler. Barış istiyorlarsa önce Irak işgaline karşı çıksınlar, diyalog istiyorlarsa, bir de Iraklı direnişçilerle konuşmayı veya onları dinlemeyi denesinler.

Not: Bu konuyu daha uzun ve geniş çerçevede irdelemek üzere, Doğu Konferansı'nın dergisi olarak çıkan, 'Doğudan' dergisine 'Yeni Soğuk Savaş' başlıklı bir yazı yazdım. İlgilenenlerin o yazıya bakmalarını tavsiye ederim.

Nuray Mert / Radikal

 

ABD Başkanı Bush'tan Dehşet Senaryo!



İran’ın nükleer programı hakkında daha önce bir çok uyarılarda bulunan Amerika Başkanı George Bush, Tahran yönetimine en sert açıklamasını dün yaptı. Bush, “Nükleer silaha sahip olan İran Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olur. İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeliyiz” dedi.

Bush, dünya liderlerine seslenerek, “İsrail’i imha etmek istediğini söyleyen İranlı bir liderimiz var. Dünya liderleri Üçüncü Dünya Savaşı patlasın istemiyorsanız, İran’ı nükleer bomba yapmak için gereken bilgileri ele geçirmekten alıkoymalısınız” diye konuştu.

Bush’un bu açıklaması, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İran’a tarihi ziyareti sonrasına denk geldi. İran Devlet Haber Ajansı IRNA, Tahran yönetimiyle işbirliği içinde olan Rus liderin ayrıca İran’a nükleer çalışmalar konusunda “özel bir öneri” verdiğini açıkladı. Önerinin yaptırımlarla ilgili olduğu belirtilirken daha detaylı bir açıklama yapılmadı. Tahran yönetiminin Putin’in önerisini dikkate aldığı kaydedildi.

Bu arada İran’daki 13 bin Yahudi’ye Amerika’da değişik eyaletlerden el yazısı ile, “Hemen İran’ı terk edip batı ülkelerine kaçın” şeklinde mektuplar gönderildiği ortaya çıktı

Vatan

 

Malcolm X

J.F.K. Suikasti

 
ABD'nin ilk ve tek Yahudi veya mason olmayan başkanıdır. Önceki hükümetlerin Siyonist politikalar izlediklerinin farkındaydı ve her zaman bu konuda temkinli davrandı. Başlangıçta Yahudi lobilerinin desteğini alarak seçimi kazandı ve daha sonra Yahudilerin istemediği gibi hareket etti. Elbette ki,şu yüzden öldürüldü diyemeyiz ama gelişen olayları değerlendirerek bir yorum yapabiliriz.

Gelişen olayları beraber inceleyeceğiz.

ÖLÜME GÖTÜREN MEKTUP

İsrail,önceden de alıştığı gibi, hep kendi başına hareket etmeyi seviyordu. O sıralarda İsrail nükleer enerjiye çok kafayı takmıştı ve çalışmalarını sürdürüyordu. Başkan Kennedy ise bu olaydan çok rahatsızdı. Her defasında İsrail'den, tesislerini denetime açmalarını istiyordu ama cevap hep olumsuz oluyordu. Kennedy başkan Ben Gurion'a bir mektup yazdı. Mektupta Kennedy açıkça İsrail'in nükleer santrallerini denetime açmalarını, aksi taktirde ABD-İsrail ilişkisinin gerilebileceğini vurguladı. Ayrıca Kennedy, bundan sonra da İsrail'i desteklemeyeceğini de ekledi.

Kennedy açıkça Yahudi uşağı olmayı reddetti.

PARA BASMA KARARI

ABD'nin bir merkez bankası yoktur. Federal Reserve denilen ve birkaç efendi bankerin bir araya gelip kurduğu özel bir bankadır. Paralar burada basılır. Bu bankerler, istedikleri gibi enflasyon veya deflasyon yapabilmektedirler. Kısacası dünya ekonomisine hükmederler. Ayrıca bu paraların hiçbir karşılığı da yoktur. Üzerlerinde "Federal Reserve Note" yazar. Başkan Kennedy, 4 Haziran 1963 yılında Hazine Bakanlığına,gümüş karşılığında para basma yetkisi tanımıştır ve üzerinde "United Dolar Note" yazılı, 4 trilyon dolara yakın para piyasaya sürülmüştür. Fakat 22 Kasım 1963'te Başkan Kennedy öldürülmüş, paraların hepsi piyasan çekilmiştir. Böylece gelecek olan başkanlara gerek uyarı da yapılmış oldu.

SUİKAST NASIL GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Başkan Kennedy, 22 Kasım 1963 seçim kampanyası sırasında eşi ile geldiği Dallas'ta üstü açık bir otomobille halkı selamlarken vuruldu. Suikast zanlısı Lee Harvey Oswald yakalandı, ancak birkaç gün içinde o da vurularak öldürüldü. Kennedy suikasti, Başkan'ın geçişini izlemek üzere bölgede bulunan sıradan insanların elindeki üç ayrı amatör kamera tarafından kaydedildi. Ancak bu amatör kamera sahiplerinden sadece biri, suikasti bir 'adli delil' olabilecek kadar başarılı kaydetti. Bu kişi Kennedy hayranı bir işçi olan Zapruder'di. Zapruder, bir duvarın üzerine çıkarak kamerasıyla Kennedy'nin aracını kesintisiz planda takip ederken, nereden geldiği belli olmayan iki el silah sesi duyuldu. Film, iki atış arasındaki açı farkını açıkça ortaya koyuyor ve suikastin bir kişinin işi olmadığını belgeliyordu. Bu kanıt, suikasti soruşturan Warren Komisyonu üyeleri tarafından da defalarca izlendi ancak FBI delilleri görmezden geldi ve cinayetin tek zanlısının Lee Harvey Oswald olduğunda ısrar etti.

SUİKASTİ YAPAN DA BİR "YAHUDİ"

Suikast görüntüleniyor ve tüm dünya tarafından izleniyor. Suikasti yapan güç neden buna izin verdi? Ya da bu güç dışında başka bir güç mü var? Elbette ki hayır. Amaçları suikast'in Yahudiler tarafından yapıldığını gizlemek değildi. Amaçları tam tersine, suikastin Yahudiler tarafından yapıldığını açıkça göstermekti. Bunun için Abraham Zapruder tutuldu. Adından da anlaşılacağı gibi, Zapruder bir Yahudi idi. Aynı zamanda Mason Localarına da kayıtlıydı. Bu olaydan sonra ünü arttı ve herkes tarafından tanınan bir insan oldu. Ama nedense Siyonist güç bu adama hiçbir zaman dur demedi. Çünkü Zapruder Siyonizm'e sadece hizmet için vardı.

Kennedy´nin vurulma anını gösteren klibi izlemek için tıklayın:

YOU TUBE


siyonizm.net

Asıl Komplo Teorisi

 
İkiz kulelere uçakların çarpmasından sonra ayakları dibine çökmesi halen Dünya’nın en karanlık olayı olarak karşmızda duruyor..

ABD ikiz kulelerin vurulmasının hemen ardından harekete geçerek adeta her bir kuleye karşılık iki ülkeyi, Afganistan ve Irak’ı işgal etti.

Bu konuda akıl yürütenler “Komplo teorisyeni” olarak suçlanıp susturulmakta. Bu, Türkiye’de de böyle dünyanın başka yerlerinde de. Fakat Irak’a müdahalenin gerekçelerinin “yalan” olduğunun ortaya çıkması bu konudaki şüpheleri iyice artırdı.

İkiz kuleler “Kod adı kılıçbalığı” filminin mantığı ile mi feda edildi?

Türkiye’de emekli general Hurşit Tolon geçenlerde bir üniversitede 11 Eylül’ün bir terör saldırısı olup olmadığı konusundaki şüphelerini dile getiren ilk asker oldu. O’na göre ABD, Dünya egemenliği kurma noktasında mücadele veriyor. İleride küresel güce dönüşebilecek bölgesel güçlerin önlenmesi, birleştiklerinde küresel güce dönüşebilecek bölgesel güçlerin önlenmesi doğrultusunda hareket ediyor. ABD dünya egemenliği hedefi doğrultusunda nükleer teknolojiyi kontrol altında tutmak istiyor. İran bu nedenle hedef!

ABD’de ise “11 Eylül’ün resmi hikâyesi”ne yönelik eleştiriler sürüyor. Hollywood aktörü Charlie Sheen de bu konudaki bağımsız araştırma gruplarından birine katılmış. Grupta, Beyaz Saray’ın eski danışmanı CIA uzmanı Ray Mc Govern, Reagan ekonomistlerinin babası sayılan Hazine eski bakan yardımcısı Paul Craig Roberts, Fizik Profesörü Steven Jones, Almanya eski savunma bakanı Andreas Von Buelow, MI5 eski ajanı David Shayler, Blair hükümetinin eski enerji bakanı Michael Meacher, Bush’un ilk döneminde işçi bölümünde şef ekonomist olarak görev yapan Morgan Reynolds ve daha niceleri var.

Sheen’e göre asıl 19 amatörün uçak kaçırıp hedeflerini vurması bir komplo teorisidir. İkiz kulelerin kısa sürede ayakları dibine yıkılmasının tepesine çakılan bir uçakla olması imkânsız çünkü. Binalara daha önceden yerleştirilmiş bombalarla kontrollü yıkımın gerçekleştirilmesi daha akıllıca ve bilimsel. Dolayısı ile bağımsız bir soruşturma komisyonu 11 Eylül’ü aydınlatmalı.

Fizik profesörü Steven Jones ve ikiz kulelerin çelik aksamı projesini yazan, onaylayan Kevin Ryan ancak alt katta yerleştirilmiş bombalarla binanın komple yıkılabileceğini savunuyor.

Eylül 2002’de PBS’da yayımlanan ‘ABD’de yıkım endüstrisi’ belgeselinde bir binanın ayakları dibine nasıl yıkılabileceği anlatılıyordu. Bu tarz yıkım, ancak bombalarla veya bina hemen yıkılmak isteniyorsa veya aksiyon filmlerinde olabilir. Mesela Madrid’te bombalanan bina ancak 20 saat sonra yıkılabilmiş, hemen ayakları dibine çökmemiş.

Sheen’e göre Pentagon’a çarpan uçak iddiası da hikâyeden ibaret. Devlet sırrı gerekçesiyle Pentagon, çakılma görüntülerini yayımlamadı. Pentagon’a yakın Shreaton Oteli ve benzin istasyonu kameralarının yaptığı çekimlerin kamuoyunda yayılmasına izin verilmedi. İşin ilginç yanı uçağın verdiği zarar birdenbire yok oldu ve hiç bir iz kalmadı.

Sheen, Afganistan savaşının 11 Eylülden iki gün, Irak savaşının 2 yıl önce kararlaştırıldığına dikkat çekiyor. Bu tarihte 44 bin Amerikan ve 18 bin İngiliz askeri Tacikistan ve Özbekistan’da konuşlandırılmış. Ortadoğu ve Suudi Arabistan’da Amerikan üsleri takviye edilmiş.

Yeni Amerikan Yüzyılı projesini hayata geçirmek için savaş çetesinin yeni bir Pearl Harbour’a ihtiyaç duyduğunu ve ikiz kuleleri kontrollü yıktığını belirten Sheen, bu kadar strateji ve savaşın, işgalin kısa sürede hazırlanamayacağını, mükemmel biçimde planlanıp hesaplandığını kaydediyor.

Sheen’in sözleri karşısında ikiz kulelerle ilgili komplo teorisi olduğu iddia edilen görüşlerin resmi görüşten daha mantıklı ve akıllıca olduğu ortaya çıkıyor. Ancak bu kimin umurunda!

Bugün : 18.02.2007

BBC ve CNN Gökdelen Çökmeden Bildirdi

 

BBC ve CNN´e ait videolarda, 11 eylül 2001 saldırılarında ikiz kulelerden sıçrayan ateşle alev alan WTC 7 binası (Dünya Ticaret Merkezi´nin 7 numaralı binası) çökmeden 23 dakika önce çöktü diye haber verildi.

Ana yayın organlarınca ört-pas edilmeye çalışılan olay, 11 eylülün gizli lobilerce gerçekleştirildiğine yeni bir delil oldu.

BBC, çöktüğünü bildirmesine rağmen arkaplanda görülen WTC 7´nin haber videolarının orjinallerini kaybettiklerini iddia etti. Halbuki medya kuruluşlarının böyle önemli olaylara dair dökümanları arşivlemeleri yasal olarak zorunludur.

Youtube ve Videogoogle´den de sildirilen video için tıklayın:

Rockefeller Gizli Lobilerin Takvimi Açıklamış

 
Alex Jones´un radyo programına katılan "America: From Freedom To Fascism" (Amerika: Özgürlükten Faşizme) belgeselinin yapımcısı Aaron Russo, Nick Rockefeller´in 11 eylül ve sonrası için yapılan planlardan söz ettiğini anlattı.

Rockefeller 11 eylül 2001´den 11 ay önce, Russo´ya insanlara mikroçip takmayı hedeflediklerini, Afganistan ve Irak´a da saldıracaklarını anlatmış.

Rockefeller´e göre bu savaş gerçekte var olmayan bir düşmana karşı yapılacakmış.

Aaron Russo, Rockefeller´in olayları ve hedefleri çok iyi bildiğini ifade ederek:

- "Bir olay olacak ve biz de Afganistan´a girip Hazar Denizi´ne boru hattı döşeyeceğiz, Irak´a girip petrolü kontrol edeceğiz, orta doğuda askeri üsler kurarak, o bölgeyi de 'Yeni Dünya Düzeni'ne katacağız ve sonra Venezuella ile ilgileneceğiz: bunların hepsi belli bir olayın üzerine yapılacak!"

- "11 ay sonra söylediği oldu............birşeyler olacağını kesinlikle biliyordu."

- "Bu insanlarla olan ilişkilerime binaen söyleyebilirimki olabileceklerine karanlık ve gizli kimselerdir."

Russo ayrıca 11 eylül saldırılarının bu gizli güçler tarafından yapıldığını ilk kez açıkça söyledi.
 
Infokrieg.tv´den derlenmiştir.

11eylul.blogcu.com

 

20. Yüzyılın En Büyük Komplosu

Michael Palomino: "Yüzyılın en büyük komplosu Ay´a ayak basmak değildi. En büyük komplo, pervasız Amerikalı bankerlerin, komunizmi ve Hitler Almanyası´nı finanse etmeleridir. ABD yönetimi (Farmason ve İlluminati) düşmanlarını kendileri yaptılar ve onları yenerek kahraman olmaktan dolayı, başkalarını da birbirlerine düşürebildiler. İşte bu en büyük komplodur ve ABD günümüze dek yargılanmadı. Ama o da olacak..."

(Sahte) Ay Yolculukları

1. Fotoğrafın sol üst köşesinde, bir film stüdyosu ışıklandırması gözüküyor:
 
(Foto: Alan Bean, Apollo 12)

2. Tanusa yansıyan resmi çeken Charles Conrad´dan ayrı, birde ışıklandırma takımı gözükmekte. Yukarıda ki resimle kıyas edebilirsiniz.
 
(Foto: Alan Bean, Apollo 12)

3. Fotoğrafta her yerde gölgeler var, ama bayrağın ve gönderin gölgesi yok. Eğer olsaydı, astranotun yönüne düşmesi gerekirdi.
 
(Foto: Edwin Aldrin, Apollo 11)

4. Bu fotoğrafta ise iki astranot ABD bayrağını yerleştirirken poz veriyor. Ama birinin gölgesi diğerine oranla çok daha uzun, bu da akla Güneş yerine stüdyo ışıklandırmasını getiriyor.
 
(Apollo 11)

5. Ay´da atmosfer ve dolayısıyla hava basıncı olmadığı için astrononot kıyafetinin iç basınçtan şişmesi gerekmez miydi?
 
(Buzz Aldrin, Apollo 11)

6. Uzay aracının indiği yerde bir krater oluşması gerekirdi ama o da yok.
 
(Apollo 12)

7. Ay´ın kitlesinin dünyaya nisbeten daha kücük olması ve dolayısıyla yer çekiminin de daha az olması sebebiyle, iniş sırasında aşırı derecede toz kalkması gerekirdi. Ama resimde görülen aracın ayağında toz namına bir şey yok, halbuki ayak izlerinden yüzeyin çok tozlu olduğu anlaşılmakta.
 
(Solda simulasyon üssünden bir fotoğraf, sağda orijinal foto: Apollo 11)

8. Ay´da yerçekimi Dünya´ya oranla 6´da 1´dir. Astronotun meşhur zıplaması ise sadece 46cm. olmuştur.


9. Bir diğer husus ise, bulutsuz bir yaz gecesinde gökyüzüne baktığımızda sayısız yıldız görürüz, üstelik dünyada kat kat atmosfer tabakaları olmasına rağmen. Ama sözde Ay´da çekilen resimlerde bir tek yıldız bile yok! Yeşilçam´da yapılan hatalar gibi, ABD de stüdyo çekimlerinde "küçük" hatalar yapmışa benziyor.


10. 800km. yükseklikten itibaren başlayan Van Allen Kuşakları´nı zarar görmeden geçmek icin 2 metre kalınlığında kurşun bir zırha ihtiyaç olduğu bildiriliyor. Bu mümkün olmadığı için astranotların ölmeleri veya hastalanmaları gerekirdi.


(Sahte) Ay yolculuğu için gerekli çalışmalar yapılmıştır, yani 10 binlerce kişi parça üretimi, teknik ve bilimsel çalışmalar için görev almıştır ve astronotlar da uzaya gönderilmiştir. Bu yüzden kimse bu komployu bilemezdi, bazı üst düzey "oyuncular" dışında.

Ay´a gitmek yukarıda değindigimiz ve daha nice sebebten dolayı mümkün değildi. Bu yüzden görüntülerin Ay üzerinde değilde, film stüdyosunda, çölde ve hatta ABD´nin varlığını inkar ettiği "Area 51" üssünde çekilmiş olması ihtimaller dahilindedir. ABD´nin Soğuk Savaş´ta SSCB´ye üstünlük sağlayabilmesi için bu komployu düzenlediği çeşitli kesimlerce iddia edilmektedir.

Onlarca bilim adamı ve astronotun, uçuşlardan sonra esrarengiz şekillerde kaybolmaları veya ölmeleri de komplo teorisinde taşları yerine oturtuyor.

NASA arşivlerinde ki orijinal fotoğrafların çok yakın bir zamanda kaybolmuş olması, yetkililerin tatmin edibilecek açıklama ve deliller sunamamaları da hepsinin cabası!

"Bizim için küçük, ama masonlar için büyük bir adım!"

İbretlik.blogcu.com

 

Pentagon Oyunu 9.11

 
Sabah 8.38. Amerikan Airlines Flight 77. 80 ton ağırlığında bir Boing 757 Pentagona çarptı. Ama gerçekte bir Boing 757 asla bulunamadı.

Çarpmadan kısa süre sonra...
 
 
 


Görgü tanıkları...

"Çarpan cisim bir füze ya da Boing 757 den küçük bir uçak deniliyordu." (Comments on the Pentagon Strike, Cassiopaea)

"O uçak 8 ya da 12 kişilik olabilir, daha büyük olamaz ancak Pentagona gidiyordu ve sanki inmeye çalışırcasına alçaktan uçuyordu." (Washington Post, Petterson)

"Onu gördüm... Küçük bir uçaktı ve sadece iki motoru vardı... güneyden geliyordu ve alçaktan uçuyordu." (Don Wright)

Bir Boeing 757 yolcu uçağı, resmi açıklamalarda iddia edildiği gibi...
 
Bu delikten geçebilir mi?
 
Pencereler bile kırılmamış...
 
Peki Uçak Nerede?

Uçak kazaları enkaz bırakır...
 
Ama Pentagonda bir uçak enkazı bulunamadı...
 
Aynı zamanda yerde iz de bırakır. Ama Pentagonun önünde en ufak bir iz yok.
 
Eğer uçak binanın içine girdiyse, neden dışarıda kanatları yok?
 
"Karmaşık şeyler var. Eğer belli bir açıyla yoldan geldiğini tanımlıyorsa neden binanın dışında kanatları yok? Demek istediğim, o kadar alçak bir noktaya çarptıysa kanatları binanın dışında kalmalı. Hadi kanatları geçtim, kuyruğu nerede?" (Reporter, DoD Pentagon News Briefing)

"Aslında bakarsanız E çemberine bir uçak çarptığını kanıtlayan herhengi bir delilimiz yok." (Lee Evey, Pentagon Onarım Müdürü)

"Bazı görgü tanıkları uçağın önce Pentagonun bahçesine düştüğünü ve daha sonra kayarak binaya çarptığını söylüyor." (CBS News)

Motorlar nerede?
 
Yoksa çarpan şey bir füze miydi?
 
"Beynim bunun gerçekten bir uçak olduğunu çözümleyemiyor. Çünkü sadece küçük bir delik var. Ne kanatlar, ne kuyruk. Hiçbir şey." (Steva DeChiaro)

"Çok yüksek ve çok hızlı bir sesti. Uçak olamaz, ama belki bir füzeydi." (Lon Rains, Space News Editörü)

"Ortalık birbirine girmişti. Alevler ve dumanlar vardı ama ben ikinci bir patlama duydum. Eminim." (Kirk Milburn)

"Füze sesi duyduk. Kesinlikle füzeydi." (Tom Seibert, Pentagon Çalışanı)

"Bundan eminim çarpan şey kesinlikle füzeydi." (Michael DiPaula, Pentagon Çalışanı)

"Bir bomba patladı. Kokusundan tanıdım. Patlayıcıları biliyorum, çünkü uzmanlık alanım." (Don Perkal)

11 Eylül´den Resimler